Murat…

17 Şubat 2011

Murat Yıldırım’ın biyografisi … tıklayın

Murat Yıldırım’ın facebook hayran sayfası …           2 (Aktif)

Elle Dergisi röportajı ( Eylül 2010 )

30 Ağustos 2010

Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket
 

ELLE: Sabah kalktığında ilk ne yaptın?
M.Y.: Burçin’e “iyi yaşa’’dedim.Bugünlerde hasta biraz; hapşırığına uyandım.
ELLE: Kahvaltıda ne yedin?
M.Y.: Sabahları erken kalktığım zaman birkaç saat bir şey yiyemiyorum. Ayılmak için espresso içiyorum,sonra set çalışanımız Şamil bana tost yapıyor.
ELLE: Yıldız Teknik Üniversitesi’nden mühendislik mezunusun. Aktörlüğe nasıl geçiş yaptın?
M.Y.: Üniversitedeyken oyunculuk hiç aklımda olan bir şey değildi, müzikle ilgileniyordum. En büyük hayalim, büyük bir konserde bateri çalmaktı;ama olmadı. Sadece arkadaş gruplarında bir şeyler çalıyordum. Bir gün okulun bahçesine güzel bir kız geldi, oyunları olduğunu, gelip gelemeyeceğimizi sordu. (İyi bir tiyatro izleyicisi değildim o zamanlar.)Arkadaşım, kızdan hoşlanmıştı ve onun zoruyla oyuna gittik. Can Yücel’in “Bahar Noktası” adlı oyunuydu ve ben bütün oyun boyunca çok güldüğümü hatırlıyorum. Aktörlerden Volkan Sümbül’den çok etkilenmiştim, Jerry Lewis gibiydi sahnede. Onun yerinde olmayı çok istemiştim, sonraki yıl aralarına katıldım zaten.
ELLE: Bateri sevdan ne oldu?
M.Y.: Bir daha bateri çalmadım.
ELLE: Biraz kader yani.
M.Y.: Kadere inanan biriyim. Üniversiteye gelişim İstanbul’a gelişim aslında oyunculuğa attığım ilk adımdı. Üniversite tercihlerini yaparken son dakika yazdığım bir tercihti Yıldız Teknik. İki tane tıp fakültesinin arasına sıkıştırmıştım. Eğer bir soru yapsaydım veya yapamasaydım başka bir ilde tıp okuyacaktım.
ELLE: İçinde kaldı mı tıp fakültesinde okuyamamak?
M.Y.: O hayatı yaşamadığım için bir yorum yapamıyorum ama şimdiki hayatımdan memnunum.
ELLE: Aktörlük konusunda kendini nerede görüyorsun?.
M.Y.: Çok hesap kitap yapan birisi değilim. Şu an arkama dönüp baktığım zaman, bana başlangıç noktasından uzakmışım gibi geliyor ama bitiş noktasını göremiyor olmak da yeni başladığımı hissettiriyor bana.
ELLE: Aradan sıyrılmak için neler planlıyorsun?
M.Y.: ”Kıyas yapmak haramdır.” Derdi babam. Kimseyle öyle bir yarış içerisine sokmadım kendimi. Önce ailem için, sonra kendim için bir şeyler yapmak istedim. Diziden sonra bir yıl ara vermek, uzaklaşmak istiyorum. Asıl yapmak istediğim şeye, sinemaya zaman ayırmak istiyorum.
ELLE: Hollywood’dan kiminle aynı filmde rol almak isterdin?
M.Y.: Beğendiğim çok aktör var. Benimle oynamak istemeleri lazım ama önce. Javier Bardem’e ilk teklifi götürebiliriz. Kabul etmezse Sean Penn, olmadı Jonny Deep ya da Robert Downey Jr.Artık o da kabul etmezse tek oynarım!
ELLE: Her salı kendini izliyor musun?
M.Y.: Kendimi izlemek çok hoşuma giden bir şey değil.Çok eleştiriyorum kendimi. Bundan sonra da alışamam herhalde.
ELLE: Kadınların sana hayran olmasında, rollerinin korumacı, aşktan korkmayan, cesur ve tabii ki de zengin olmasının etkisi var mı?
M.Y.: Kadınlara sormanız gerekir bunu. Çünkü bana göre erkeği karizmatik yapan şey, önce adam gibi adam olması; sonra zekası ve kendine olan güvenidir.
ELLE: Modern ağaların yaşam tarzını çok güzel canlandırıyorsun. Aslen nerelisin?.
M.Y.: Aslen Mardinliyiz. Babam ve annem Mardin doğumlular. Çocukken ayrılmışlar oralardan. Ben de fırsat buldukça gidiyorum.
ELLE: Bir ağanın sorumluluklarını da, gücünü de çok iyi gösteriyorsun. Ama ağalarında aşık olabileceğini vurguluyorsun. Zayıf noktalarının altını çiziyorsun. Sence ağalar gerçekten de aşık olur mu?
M.Y.: Evet. Çok büyük aşklar var o topraklarda,i nsanın olduğu toprak aşka yabancı olmaz.
ELLE: Özel hayatın nerede başlayıp nerede bitiyor?
M.Y.: Evde başlayıp evde bitiyor. Arkadaşlarımı evde ağırlamayı çok seviyorum. İşin magazin kısmında deşifre olmak beni tüketen şey.
ELLE: Burçin’le nasıl tanıştın?
M.Y.: Onu ilk kez Fırtına dizisinin okuma provalarında gördüm. Sonra sette, bir oyun oynarken fark ettim aşık olduğumu. Sadece gözlerinin içine bakarak oynamıştım o oyunu.
ELLE: Evlenme teklifini nasıl ettin?
M.Y.: Kavga ettiğimiz esnada ettim. ”Benden ne istiyorsun?.”dediği bir anda “Seninle evlenmek istiyorum!” demiştim. Tartışma da böylece uzamamıştı. Evlilik, romantizmin ötesinde bir mantık gerektiriyor. Bütün bir hayatı paylaşabileceğinize karar vermek.
ELLE: Kavga halindeki teklif ile kalmadın umarım?.
M.Y.: Hayır.Sonra romantik bir teklifte bulundum tabii.

ELLE: Sevdiğin, sevgilin olan kadının, eşin olmasına geçişi belirleyen nedir?
M.Y.: Bana karşı olan korumacı tarafı en sevdiğim yönü. Diğerleri bana özel.
ELLE: Aşk için ne kadar ileri gittin?.
M.Y.: Evlenmeye kadar.
ELLE: Çoluk çocuk isimleri düşünmeye başladınız mı?
M.Y.: Birkaç yıl içinde çocuk yapmak istiyoruz. Henüz bir isim düşünmedik, sadece birkaç kez benim ağzımdan Ali ve Zeynep adı çıktı.
ELLE: Baskın bir karakterin var gibi. Dediğim dedik misin?
M.Y.: Doğru olduğuna inandığım ir şeye ikna etmeye çalışırken çok yakaladım kendimi. En çok da kendimi.
ELLE: Zayıf noktaların neler?
M.Y.: Ailem, dostlarım ve vicdanım.
ELLE: Hayvan besliyor musun?
M.Y.: Evet.Bir köpeğimiz var. Adı Sushi.
ELLE: Eleştirdiğin üç şey?
M.Y.: Kendim, hoşgörüsüzlük ve saygısızlık.
ELLE: Dövme yaptırmaya kalksan ne yaptırırdın?
M.Y.: İki kez kalkıştım ama son anda vazgeçtim. Ömrüm boyunda sıkılmayacağım şeyin ne olduğunu hala bulamadım.
ELLE: ELLE okuyor musun? Okumuyorsundur kesin. Peki ne okuyorsun?
M.Y.: Abonesi olduğum iki tane tarih dergisi, bir de National Geographic var. Onun dışında önüme gelen bütün dergileri karıştırırım.
ELLE: Biraz moda konuşalım. Marka takıntın var mı?
M.Y.: Hiç olmadı.
ELLE: Alışverişe kiminle çıkarsın.
M.Y.:En sevmediğim şeylerden biri, kendim için alışverişe çıkmaktır. Yalnız çıkmayı seviyorum. Hep kendime diye çıkıp Burçine’e alıyorum.
ELLE: Asla giymem dediğin ne var?
M.Y.: Erkeklerin slip mayosu. Onlara şaka diyorum. ”Bak şaka geliyor!”
ELLE: En son kendine veya eşine ne aldın?
M.Y.: Kendime slip mayo aldım. Tabii ki de şaka. Tişört aldım, Burçin’e de kitap.
ELLE: Kıyafete deli gibi para harcayan kadınlar hakkında ne düşünüyorsun?
M.Y.: Umarım kendilerini mutlu hissediyorlardır.
ELLE: Evet mutlu hissediyoruz!

Ayaklı Gazete ( 18.09.2009 )

11 Ağustos 2010

Türk kadınları Murat Yıldırım’la akşam yemeği yeme hayalleri kuruyor. 

 

   Ayaklı Gazete, Türk kadınlarının birlikte akşam yemeği yeme hayalleri kurduğu Türk erkeğini belirledi. Aşık adam rolleriyle Türk kadınlarının beğenisini toplayan yakışıklı oyuncu Murat Yıldırım, rakiplerini geride bırakarak ankette 1’inci oldu.

   Düzenlediği anketlerle Türk halkının medyatik isimlere karşı duruşunu ortaya koyan Ayaklı Gazete, bu hafta “Türk kadınlarının akşam yemeği yemek istediği Türk erkeği”ni belirledi. On günde tam 36.760 okurun katılım gerçekleştirdiği ankette “Asi” dizisindeki rolüyle büyük bir hayran kitlesi edinen ve etkileyici bakışlarıyla Türk kadınlarını kendisine hayran bırakan Murat Yıldırım, oyların yüzde 30’unu alarak, Türk kadınlarının akşam yemeği hayallerini en çok süsleyen Türk erkeği oldu.

   Murat Yıldırım’ın en büyük rakibi olan Kıvanç Tatlıtuğ ise son zamanlarda kazandığı büyük popüleriteye rağmen ankette aldığını %19 oranındaki oyla ikinci oldu. “Aşk-ı Memnu”daki baştan çıkarıcı sahneleriyle olay yaratan ve genç kızların son dönemlerdeki gözdesi haline gelen sarışın oyuncu, kumral meslektaşına liderliği kaybetti. Sokakta yürürken bile hayranlarını sokağa döken Kıvanç Tatlıtuğ, Türk kadınlarının yemek hayallerini, yalnızca oynadığı dizilerle gündeme gelen Murat Yıldırım kadar süslemiyor.

   Türk televizyonlarının başarılı şovmeni Beyazıt Öztürk’ün sempatisi, Türk kadınlarının hayallerini de süslüyor. İlişkilerini göz önünde yaşamaması ve annesine olan bağlılığı sebebiyle “ideal erkek” olarak tanımlanan Beyazıt Öztürk, ankette oyların % 10’unu alarak, Türk kadınlarının birlikte yemek yeme hayalleri kurduğu 3’üncü erkek oldu.

   Polisiye dizilerin aranılan yüzü yakışıklı oyuncu Mehmet Akif Alakurt, Ayaklı Gazete‘nin kadın okurları tarafından kullanılan oyların % 7’sini alarak, ankette 4’üncü oldu. Rakiplerinin arasından esmerliği ve canlandırdığı rollerin karizmasıyla öne çıkan Mehmet Akif Alakurt, medyada pek yer almadığı için Türk kadınlarının gözünde gizemini koruyor.

Murat Yıldırım – % 30

Instyle Dergisi Röportajı ( Mart 2010 )

11 Ağustos 2010

Photobucket

Photobucket Photobucket Photobucket

Rol aldığınız Aşk ve Ceza dizisi yeni başladı sayılır. Nasıl gidiyor?
İyi gidiyor. Sette bulunuyor olmak bana keyif veriyor. Benim için önemli olan da bu. Sete giderken hiçbir zaman ”lanet olsun” diyerek gitmek istemem.

Neredeyse her geçen gün yeni bir dizi yayına giriyor. Birçoğu da reytingleri düşük olduğundan sona erdiliyor. Aşk ve Ceza’ya başlarken bu yönden bir tedirginlik yaşadınız mı?
Yaşadım dersem yalan olur. Çünkü yapım şirketi TMC ve Kudret Sabancı’nın beraber yaptıkları işlerde reyting problemi hiç yaşanmadı. Aslında bu durum tüketim halini geçti. Artık tüketilemiyor bile. Her şey çiğnenmeden yutulmaya ve hazımsızlık yapmaya başladı. Başıma henüz bu tür bir olay gelmedi. Ama gelse de çok fazla bir şey ifade etmeyecek. Çünkü birilerine beğendirmek için bir şeyler yapmak sizi yapacaklarınızdan alıp görütüyor..

Güz sancısı filmi oldukça ses getirmişti. Dizinin yanı sıra yeni bir film projeniz var mı?
Orta Doğu’dan güzel bir film teklifi geldi. 22 Arap ülkesinde ve Türkiye’de yazın ortak gösterilecek. Bu diziden sonra ara vermem gerektiğini hissediyorum. Çünkü birkaç sinema filmi daha yapmak istiyorum.

Çocukluk hayaliniz de oyuncu olmak mıydı?
Aslında çocukluk hayalim rock star olmak ve şarkı söylemekti. Banyodan çıktıktan sonra, bazen tarağı elime alırdım ve başlardım şarkıyı söylemeye. Duvarda kendi gölgemi izlerdim.Yaptığım şeyin ne kadar saçma olduğunu ve çığlak olduğumu hatırlayınca koşa koşa içeri kaçardım. Bu asla unutamadığım bir çocukluk anımdır.

Müziğe ilginiz nasıl başladı?
Ünivesite yıllarında amatör olarak ilgileniyordum. Önce gitar çaldım. Sonra da bateriyle devam ettim. O dönem çok fazla konser veremedik ama arkadaşlarımla bir araya gelip mümkün olan her an bir şeyler çalıyorduk.

Bu kadar yoğunluğun arasında aynı tempoda ilgilenmeye devam edebiliyor musunuz?
Bu aralar biraz geri planda kaldığı için üzülüyorum. Ama en yakın zamanda tekrar dönüş yapacağım. Kendim için müzik yapmak zorundayım. Çünkü çok sevdiğim bir şey.

Profesyonel olarak yapmayı ya da bir proje haline getirmeyi hiç düşündünüz mü?
Proje haline getirmekten ziyade hayatımda keyif alarak bir şeyleri yapmayı istiyorum ben. Birkaç arkadaş bir araya gelip müzik yapmak bana oldukça keyif veriyor. Bu da yeterli.

Vazgeçemediğiniz gruplar hangileri?
Eskilerden ve özellikle Metallica’dan vazgeçemiyorum. Yenileri takip ediyorum ama eskiler bambaşka. Onlar eskiden rockı gerçekten rock gibi yapıyorlardı, yani popüler rocktan ziyade daha sert müzik yapıyorlardı. Bu yüzden o dönemin bütün metal müziklerini hala çok beğenerek dinliyorum.

Metallica ya da Deep Purple’ın İstanbul’daki konserlerine gidebildiniz mi?
Üzülerek söylüyorum ki Deep Purple’a gidemedim. Ama Lenny Kravitz ve Metallica’nın konserlerini kaçırmadım. Bu sene gerçekleşecek olan U2 konserine de gitmek istiyorum.

Alışveriş konusunda eşiniz Burçin hanımdan onun kıyafetlerinin birçoğunu sizin aldığınıza dair tüyolar almıştık. Alışveriş yapmayı seviyor olmalısınız…
Kendime alışveriş yapmayı aslında pek sevmem. Bir yere gittiğim zaman 10 dakikadan fazla duramam. Üzerime hemen yakışan bir şeyler geçirir ve çıkarım. Ama konu Burçin olduğu zaman biraz daha hassas davranıyorum galiba. O yüzden bir mağazaya girdiğimde ona güzel şeyler almak istiyorum.

Müzik tercihiniz giyim tarzınıza yansıyor mu?
Yerine göre giyinmek hoşuma gider. Ama başkası için giyinmek hoşuma gitmez. Daha çok salaş giyinmeyi severim. Bazen üzerime bir tişört geçirip çıkarım hemen. Hiç öyle aynanın karşısında vakit geçirdiğimi hatırlamıyorum.

Kadın ya da erkekte giyim konusunda tahammül edemediğiniz bir şey var mı?
Yok. Ama bence giydikleri insanın kişiliğini yansıtabiliyor. Birinin dış görünümünün ön plana çıkması bana o kişi hakkında fikir veriyor. O anlamda bazen bu bende ön yargı oluşturabiliyor.

Genel olarak ön yargılı mısınızdır?
Hayır, hiç değilim. Dış görünüş o kişi hakkında ilk fikri oluşturuyor. Ama konuşmaya başladıktan üç dakika sonra o ilk düşünceler değişiyor.

Vazgeçemediğiniz kıyafetiniz ne?
Küpem, jeanim, tişörtlerim ve botlarımdan vazgeçemem.

En çok nerelere gitmekten keyif alıyorsunuz?
Güzel müzik çalan bir bara ya da konsere gitmekten keyif alırım.

Rock müziği sevdiğinize göre Taksim’de müdavimi olduğunuz bir bar var mı?
Son iki yıldır pek gidemiyorum ama Taksim hayatımın çok önemli bir parçası. Mesela Hayal Kahvesi ve Mojo gitmekten keyif aldığım yerlerdi.

Magazinde neredeyse hiç yer almıyosunuz. Artık gece dışarı çıkmak yerine esşinizle ve arkadaşlarınızla beraber evde vakit geçirmeyi mi tercih ediyorsunuz?
Daha dün gece dışarıdaydık ama orası kameraların olduğu bir yer değildi. Uzaktan kameraların beni çekiyor olması rahatsız etmiyor ama gelip gerçekten saçma sapan sorular sordukları zaman rahatsız oluyorum. Belki de deşifre olmak korkutuyor beni. Birileri benimle ve özel hayatımla ilgili bir şey bilsin istemiyorum. Çünkü herkes size karşı saygılı olamayabiliyor.Evimde ne oluyor ne bitiyor o da bana kalsın. Ne yazık ki buna da saygı duymuyorlar.

Yoğun dönemlerde kafanızı dağıtmak için neler yapıyorsunuz?
Uzak bir yere gitmek ve telefonumu kapatmak çok hoşuma gidiyor.

Neresi mesela?
Hiç fark etmez. Burçinle beraber gittiğimiz birkaç köy var. Ama ismini veremeyeceğim (gülüyor). Yurt dışı ya da yurt içi olabilir. Sakin, sessiz yerler çok hoşumuza gidiyor.

MBC röportajı ( Şubat 2010 )

11 Ağustos 2010

Girl     :
Murat : Asi finished in here (Turkey). After 5 months I started a new series called Aşk ve Ceza. Now we’re shooting it. I think it will go on 2 years in here. Maybe 1 year later it will run on MBC too. Our series name is Aşk ve Ceza. I’m acting a man who was born and grown in Anatolia, completed his education in Istanbul, worked in Italy, stayed away from his family, stayed away from his family reality. It’s a character who becomes leader of the tribe after his brother and father died and who tries to fix all wrongs and fights for that, and also who fights for  his love and who’s name is fight
Girl    :
Murat : We will see, I can’t say anything about that but we’re doing a series which will be liked by audience. Turkish people liked it. It has good ratings. I think it will be liked in Middle East too. Because our stories aren’t different from yours. I believe it will be liked at Middle East too because of our culture isn’t different from yours.
Girl    :
Murat:Series sets and sinema are the same. Theater is different from them. You do everything once in theater. If you’re in series you use to work like that (hard). You’re human necessarily you can lose your concentration. It’s very normal. I can lose too. Generally we repeat scenes at least 4,5,6 times. You have to do things in the same way. I opened the phone,closed same way , I’m surpriesed, I smile in the same way. Maybe you must be angry in the same way. In all times you must be ready for that. It’s difficult side of series.
Girl  :
Murat: In my normal life I have differences from Demir Doğan. But I have similarities with him too. It’s a character who crated by myself. Absolutely there are somethings at him belongs to me: looks, postures, talking style. Of course I don’t live as Demir Doğan during all my life. I can say I live different from him, I live more colorful ,wider than him, slightly different. But I have moments which I live as Demir.
About “talking with eyes”; sometimes talking isn’t necessary, a look can be enaugh for acting, than I use them.
Girl  :
Murat : We shoot an episode in 6 days. People shoot 80,90 pages as long as a cinema film in many series sets . Shooting in 6 days and being attentive  as cinema is impossible. So serieses are being shooted with slightly less detail moreover less detail all over the world. They are being shooted more shallow. You have to temporize this speed. If you’re working in 6 days, your shootings can overlap with your series running day . I watch first 10-15 episodes at my series but than it’s very difficult to watch them.  Because you have to do your work as soon as possible. It looks like fast food. So that you can’t consider everything so much. I watch sometimes and can’t watch sometimes episodes.
Girl  :
Murat : I want. maybe my all fame is predicated on him, because of him.

Kaynak : http://www.huniliyiz.net/

Photobucket

Photobucket Photobucket
Photobucket Photobucket
Photobucket Photobucket
Photobucket Photobucket
Photobucket Photobucket

Araf

17 Şubat 2011

 

 

    Gerçek bir hikâyeden esinlenerek yazılmış olan filmin öyküsü şöyle: Eda ve Cenk akademi yıllarında tanışıp evlenmiş genç bir çifttir. Genç çiftin mutluluğu, Eda’nın bir bebek beklediğini öğrenmesi ile perçinlenir. Ancak Eda hamileliğinin ilerleyen aylarında sıradışı olaylar yaşamaya başlar. Cennetle cehennem arasında, arafta kalmış bir ruh, intikamını almak için dünyaya dönmüştür. Eda kendisine aman vermeyen bu kâbustan uyanmaya çalışırken, genç çiftin etrafını benzeri görülmemiş bir dehşet saracaktır.

Sabah Gazetesi ( 07.09.2010 )

09 Eylül 2010

İki Murat’tan kazanan Yıldırım oldu

  Son yılların en popüler sporlarından biri olan Paintball’u ünlüler de severek yapıyor. ‘Boyatopu’ adıyla da bilinen Paintball oynayanlar arasında Cem Yılmaz, Mazhar Alanson, Biricik Suden ve Nil Karaibrahimgil gibi tanınmış isimler yer alıyor. atv’de yayınlanan ‘Aşk ve Ceza’nın başrol oyuncusu Murat Yıldırım ile ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ adlı televizyon programıyla ünlenen Murat Eken de geçtiğimiz günlerde karşılıklı takımlarda paintball oynadı.

MAÇ HATIRASI
Murat Yıldırım, Murat Eken ve arkadaşları, Kilyos yakınlarındaki ormanlık arazide karşı karşıya geldi. Paintball maçının sonunda galibiyet, Yıldırım’ın takımının oldu. Grup günü, hep birlikte fotoğraf çektirerek tamamladı.

Sabah Gazetesi ( 03.09.2010 )

09 Eylül 2010

Yeni sezonun ilk ödülü

  ‘Aşk ve Ceza’ dizisinde oynayan Murat Yıldırım, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 1-5 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ’10. Sinema Burada Festivali’nde ‘En İyi Genç Erkek Oyuncu’ ödülünü kazandı. Genç oyuncu, ödülünü almak için İzmir’e gitti. Ediz Hun ve Şerif Sezer’in de onur ödülü aldığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen festivalin ödül töreni İzmir Sanat’ta gerçekleştirildi.

Sinema Burada Festivali ( Eylül 2010 )

03 Eylül 2010

İzmir’de Sinema Burada Festivali

İzmir Enternasyonal Fuarı Sinema Burada Festivali kapsamında oyuncu Ediz Hun ve Şerif Sezer onur ödülü aldı.

Türk Sinemasının emektar ve genç oyuncularına ödül…

İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında düzenlenen “Sinema Burada Festivali” bu yıl 10’uncu yaşını kutluyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile düzenlenen festivalin ödül töreni İzmir Sanat’ta gerçekleşti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen festivalin bu yılki onur konukları Ediz Hun ve Şerif Sezer’di. İki ünlü oyuncu festival kapsamındaki onur ödüllerini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun elinden aldı. Genç oyuncular, Demet Avgar, Beren Saat ve Murat Yıldırım da Genç Oyuncu Ödüllerine layık görüldüler.

Kaynak: trt.net

Photobucket Photobucket
 Photobucket
 Photobucket  Photobucket
Photobucket Photobucket

Cinemania imza ve avatarları

16 Ağustos 2010

Photobucket      Photobucket      Photobucket 

Photobucket      Photobucket      Photobucket

Cinemania resimleri

16 Ağustos 2010

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Photobucket       Photobucket

Cinemania videoları

16 Ağustos 2010

Bosch reklamı videosu

16 Ağustos 2010

MY: Hayrola?

MT: Sorma! Bütün gün toplantıdaydım. Kaynak yok! Ödenek yok! Kimsenin umurunda değil! Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıcaz biz!

       Sahi, çocuklar nerde?

MY: Babannnede kalıcaklarmış. Eğleniyorlar orada.

MT: Sen ne yaptın?

MY: Hiç!

      Projene küçük bir destek.

      Çamaşırı tartıp ne keder deterjen koyacağını gösteriyor.

MT: Tartıyor? Makine kendisi tartıyor?

MY: Aynen öyle.

      Elektrik ve suyu da ona göre ayarlıyor.

MT: Kimse umursamıyor artık böyle şeyleri, biliyorsun değil mi?

MY: Ben seni umursamadan yaşayamam ki…