Instyle Dergisi Röportajı ( Mart 2010 )

Photobucket

Photobucket Photobucket Photobucket

Rol aldığınız Aşk ve Ceza dizisi yeni başladı sayılır. Nasıl gidiyor?
İyi gidiyor. Sette bulunuyor olmak bana keyif veriyor. Benim için önemli olan da bu. Sete giderken hiçbir zaman ”lanet olsun” diyerek gitmek istemem.

Neredeyse her geçen gün yeni bir dizi yayına giriyor. Birçoğu da reytingleri düşük olduğundan sona erdiliyor. Aşk ve Ceza’ya başlarken bu yönden bir tedirginlik yaşadınız mı?
Yaşadım dersem yalan olur. Çünkü yapım şirketi TMC ve Kudret Sabancı’nın beraber yaptıkları işlerde reyting problemi hiç yaşanmadı. Aslında bu durum tüketim halini geçti. Artık tüketilemiyor bile. Her şey çiğnenmeden yutulmaya ve hazımsızlık yapmaya başladı. Başıma henüz bu tür bir olay gelmedi. Ama gelse de çok fazla bir şey ifade etmeyecek. Çünkü birilerine beğendirmek için bir şeyler yapmak sizi yapacaklarınızdan alıp görütüyor..

Güz sancısı filmi oldukça ses getirmişti. Dizinin yanı sıra yeni bir film projeniz var mı?
Orta Doğu’dan güzel bir film teklifi geldi. 22 Arap ülkesinde ve Türkiye’de yazın ortak gösterilecek. Bu diziden sonra ara vermem gerektiğini hissediyorum. Çünkü birkaç sinema filmi daha yapmak istiyorum.

Çocukluk hayaliniz de oyuncu olmak mıydı?
Aslında çocukluk hayalim rock star olmak ve şarkı söylemekti. Banyodan çıktıktan sonra, bazen tarağı elime alırdım ve başlardım şarkıyı söylemeye. Duvarda kendi gölgemi izlerdim.Yaptığım şeyin ne kadar saçma olduğunu ve çığlak olduğumu hatırlayınca koşa koşa içeri kaçardım. Bu asla unutamadığım bir çocukluk anımdır.

Müziğe ilginiz nasıl başladı?
Ünivesite yıllarında amatör olarak ilgileniyordum. Önce gitar çaldım. Sonra da bateriyle devam ettim. O dönem çok fazla konser veremedik ama arkadaşlarımla bir araya gelip mümkün olan her an bir şeyler çalıyorduk.

Bu kadar yoğunluğun arasında aynı tempoda ilgilenmeye devam edebiliyor musunuz?
Bu aralar biraz geri planda kaldığı için üzülüyorum. Ama en yakın zamanda tekrar dönüş yapacağım. Kendim için müzik yapmak zorundayım. Çünkü çok sevdiğim bir şey.

Profesyonel olarak yapmayı ya da bir proje haline getirmeyi hiç düşündünüz mü?
Proje haline getirmekten ziyade hayatımda keyif alarak bir şeyleri yapmayı istiyorum ben. Birkaç arkadaş bir araya gelip müzik yapmak bana oldukça keyif veriyor. Bu da yeterli.

Vazgeçemediğiniz gruplar hangileri?
Eskilerden ve özellikle Metallica’dan vazgeçemiyorum. Yenileri takip ediyorum ama eskiler bambaşka. Onlar eskiden rockı gerçekten rock gibi yapıyorlardı, yani popüler rocktan ziyade daha sert müzik yapıyorlardı. Bu yüzden o dönemin bütün metal müziklerini hala çok beğenerek dinliyorum.

Metallica ya da Deep Purple’ın İstanbul’daki konserlerine gidebildiniz mi?
Üzülerek söylüyorum ki Deep Purple’a gidemedim. Ama Lenny Kravitz ve Metallica’nın konserlerini kaçırmadım. Bu sene gerçekleşecek olan U2 konserine de gitmek istiyorum.

Alışveriş konusunda eşiniz Burçin hanımdan onun kıyafetlerinin birçoğunu sizin aldığınıza dair tüyolar almıştık. Alışveriş yapmayı seviyor olmalısınız…
Kendime alışveriş yapmayı aslında pek sevmem. Bir yere gittiğim zaman 10 dakikadan fazla duramam. Üzerime hemen yakışan bir şeyler geçirir ve çıkarım. Ama konu Burçin olduğu zaman biraz daha hassas davranıyorum galiba. O yüzden bir mağazaya girdiğimde ona güzel şeyler almak istiyorum.

Müzik tercihiniz giyim tarzınıza yansıyor mu?
Yerine göre giyinmek hoşuma gider. Ama başkası için giyinmek hoşuma gitmez. Daha çok salaş giyinmeyi severim. Bazen üzerime bir tişört geçirip çıkarım hemen. Hiç öyle aynanın karşısında vakit geçirdiğimi hatırlamıyorum.

Kadın ya da erkekte giyim konusunda tahammül edemediğiniz bir şey var mı?
Yok. Ama bence giydikleri insanın kişiliğini yansıtabiliyor. Birinin dış görünümünün ön plana çıkması bana o kişi hakkında fikir veriyor. O anlamda bazen bu bende ön yargı oluşturabiliyor.

Genel olarak ön yargılı mısınızdır?
Hayır, hiç değilim. Dış görünüş o kişi hakkında ilk fikri oluşturuyor. Ama konuşmaya başladıktan üç dakika sonra o ilk düşünceler değişiyor.

Vazgeçemediğiniz kıyafetiniz ne?
Küpem, jeanim, tişörtlerim ve botlarımdan vazgeçemem.

En çok nerelere gitmekten keyif alıyorsunuz?
Güzel müzik çalan bir bara ya da konsere gitmekten keyif alırım.

Rock müziği sevdiğinize göre Taksim’de müdavimi olduğunuz bir bar var mı?
Son iki yıldır pek gidemiyorum ama Taksim hayatımın çok önemli bir parçası. Mesela Hayal Kahvesi ve Mojo gitmekten keyif aldığım yerlerdi.

Magazinde neredeyse hiç yer almıyosunuz. Artık gece dışarı çıkmak yerine esşinizle ve arkadaşlarınızla beraber evde vakit geçirmeyi mi tercih ediyorsunuz?
Daha dün gece dışarıdaydık ama orası kameraların olduğu bir yer değildi. Uzaktan kameraların beni çekiyor olması rahatsız etmiyor ama gelip gerçekten saçma sapan sorular sordukları zaman rahatsız oluyorum. Belki de deşifre olmak korkutuyor beni. Birileri benimle ve özel hayatımla ilgili bir şey bilsin istemiyorum. Çünkü herkes size karşı saygılı olamayabiliyor.Evimde ne oluyor ne bitiyor o da bana kalsın. Ne yazık ki buna da saygı duymuyorlar.

Yoğun dönemlerde kafanızı dağıtmak için neler yapıyorsunuz?
Uzak bir yere gitmek ve telefonumu kapatmak çok hoşuma gidiyor.

Neresi mesela?
Hiç fark etmez. Burçinle beraber gittiğimiz birkaç köy var. Ama ismini veremeyeceğim (gülüyor). Yurt dışı ya da yurt içi olabilir. Sakin, sessiz yerler çok hoşumuza gidiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: