Sabah Gazetesi röportajı ( 18.05.2010 )

Star olmak istemiyorum

    “Makine mühendisliği okurken radikal bir kararla oyuncu olan Murat Yıldırım: “Hiçbir zaman star olmak istemedim. İzleyicilerin bana ‘yakışıklı oyuncu’ yerine ‘başarılı bir aktör’ demesini tercih ederim”

    ‘Aşk ve Ceza’da; beş kadın arasında kalan ‘Savaş’ karakterini canlandıran Murat Yıldırım; yaşadığı durumu ‘şeytan beşgeni’ olarak yorumladı. Dizide; büyük aşkı ‘Yasemin’, nikahlı karısı ‘Çiçek’, annesi ‘Şahnur Hanım’, ablası ‘Nazan ve kankası ‘Nadya’yı idare eden Yıldırım şunları söyledi: “Atatürk, ‘Koca bir devleti idare ettim, bir kadını idare edemedim’ demiş… Benim durumum da biraz öyle. Her birinin ayrı derdi var. Hepsiyle uğraşmak zorundayım.”

STAR OLMAYI HİÇBİR ZAMAN İSTEMEM
Gördüğü ilgiden memnun olduğunu belirten Murat Yıldırım, “Şöhret bıçak gibi… Bıçağı bir elmayı kesmek için de kullanabilirsin, insanı öldürmek için de. Ben elma kesmek için uğraşıyorum. Star olmak istemedim, derdim aktör olmak” dedi.

Sizi çok beğeniyor ve çok yakışıklı buluyorlar… Şöhretli olmak sizi nasıl etkiliyor?
Ben kendimi o kadar yakışıklı bulmuyorum ama sağ olsunlar… Sevilmek çok güzel ama şöhretin oyunculuktaki yeri çok feci… Şöhret, oyuncunun hayatında büyük bir engel arz ediyor. ‘Aktör olma yolunda mı, gidiyorsun star olma yolunda mı?’ dedirtiyor. Benim tercihim hep aktör olmak yolundaydı. Star olmak istemedim hiçbir zaman. Bir yerden sonra tanınmışlığı, kendin için değil de toplum için kullanmak daha faydalı geliyor bana.

Siz oyunculuğa sonradan gönül verenlerdensiniz. Makine mühendisliğinden bu yola girdiniz. Nasıl gelişti o süreç?
Kendimi, matematik problemlerini çözen ve gelecekte iyi bir mühendis olarak hayal ediyordum. Öyle yönlendirilmiştim. Birden kendimi oyunculuk içinde bulunca, alışmakta zorluk çektim. Bu önce hobi olarak başlıyor, para kazanınca meslek haline geliyor. Benim için oyunculuk şu anda meslek. Bu seçimi yapmak ise radikal bir karardı…

ŞİMDİ BOŞLUKLARI DOLDURUYORUM

İyi ki bu yola girmişim” diyor musunuz?
Tabii ki diyorum. 10 sene önce şu an bu durumda olacağım aklımın ucuna bile gelmezdi. 10 sene sonrasını bilmiyor olmak da keyif veriyor. Merak ediyorum açıkçası. Giderken yoldaki çukurları iyi doldurursam, dönerken düşmem diye düşünüyorum. Şimdi o boşlukları dolduruyorum.

‘Aşk ve Ceza’da rol almayı seçmenizdeki en önemli etken neydi?
Bana gelen teklifler arasında en güzeli buydu. Yapımcı olarak Erol Avcı’nın işin başında olması ve Kudret Sabancı’nın yönetmesi önemliydi.

“Savaş, ‘Asi’ dizisindeki ‘Demir’ karakterine benziyor ve kendisini tekrar ediyor” diye eleştiriler okudum. Katılıyor musunuz?
Aslında çok benzemiyor, ama seyircinin ayırt etmesi zor olabiliyor. ‘Demir’, herkese karşı aynı mesafede duran birisiydi. ‘Savaş’ ise bizler gibi… Yani bizler annemize, sevgilimize ve arkadaşımıza nasıl davranıyorsak, o da öyle yapıyor. Sonuçta dizilerin tarzı çok farklı olmadığı için karakterlerde de ister istemez benzerlikler oluyor.

Savaş’ karakteriyle ilgili izleyiciden nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Kendilerinden buluyorlar, kendileri gibi görüyorlar. Çok farklı bir yerde durmuyorum onlar için. Çünkü biz Türk insanını oynuyoruz. ‘Savaş’ gibi insanlar çok fazla ülkemizde.

‘Savaş’ın bir gece beraber olduğu kadını bir sene unutamamasını da eleştirenler oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?
İlk görüşte aşık olan pek çok insan olmuştur… Bir insanın, biriyle beraber olup daha sonra onu unutamaması bana çok sahici geliyor. Sonuçta, biz hayatın gerçeklerinin yoğun halini veriyoruz. ‘Savaş’ın bir sene boyunca ‘Yasemin’i beklemesinde gerçeklik payı yok değil…

BANA CİNSEL OBJE GİBİ BAKMASINLAR
Meslektaşınız Burçin Terzioğlu ile bir yıldır evlisiniz… Evli olmak nasıl bir duygu?
Genel olarak baktığımda, bir kadınla hayat idame ettirmek çok güzel bir şey. Evli olduğum için çok mutluyum. Bunu da hiç düşünmeden yaptım. Burçin benim için çok değerli bir insan.

Sizin yakınlaşma ve öpüşme sahnelerinize tepkisi ne oluyor? Kıskançlık oluyor mu?
Doktor hastasını muayene ederken nasıl o gözle bakmıyorsa, biz de o gözle bakmıyoruz tabii ki. Bu niyetinle alakalı… Mesleğimiz gereği olduğu zaman yaparız ama iş sadece reyting uğruna kullanılmaya dönüşürse; hiçbir zaman o işin içinde olmam. Kadınların bana sadece cinsel obje veya yakışıklı erkek gözüyle bakmasını hiçbir zaman istemem. Benim için ‘aktör’ desinler yeterli…

DİZİLERDEKİ KADAR DEJENERE DEĞİLİZ
İzleyicilerin dizilerden etkilenip, hayatlarını ona göre sürdürmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Ben aslında dizilerin böyle bir misyonu olduğunu düşünmüyorum. Bence televizyonun insanları eğitmek, bir yerlere taşımak gibi bir durumu yok. Herkesin sorumluluğu kendisine ait. Beğendiğini izle ya da izleme. Ben, diziden ‘sorumluluk bilinci’ beklenmesine karşıyım.

Televizyondaki işleri eleştirmiyor musunuz?
Televizyonda yapılan şeyleri çok eleştiriyorum. Aslında toplum olarak bu kadar dejenere olduğumuzu sanmıyorum. Hangi diziye baksak, yasak aşk mı desem ne desem, karışık ilişkiler var. Gerçekte ise böyle yaşandığını düşünmüyorum. Kültür olarak bizi ayakta tutan şey, aile yapımız. Bu kadar bozulmadığımızı düşünüyorum.

Yeni sinema ve tiyatro projeniz var mı?
‘Güz Sancısı’ndan sonra film yapmadım. Sinema benim için çok değerli. Diziler yüzünden iki yıldır tiyatro da yapamıyorum. Yapmış olmak için yapmak istemem. Daha 30 yaşındayım. Vakti geldiğinde hepsini yapacağım.
KOŞTURMA İÇİNDE KALİTE DÜŞECEKTİR

Geçtiğimiz haftalarda Nurgül Yeşilçay’ın da katıldığı ve oyuncuların telif haklarıyla çalışma koşullarının ele alındığı Bİ- ROY toplantısı vardı. Siz neler düşünüyorsunuz sektörle ilgili?
Ben de BİROY (Birleşik Oyuncular Meslek Grubu) üyesiyim. Bizler elimizden geleni yapacağız ama devlet eliyle de bir şeyler yapılması gerekiyor. 90 dakiklık bölüm için haftanın altı günü koşturuyoruz.

BİNDİĞİMİZ DALI KESİYORUZ
Çok fazla çalışılıyor değil mi?
20 saat çalışan set işçileri var. Bu sistemle, sektöre de zarar veriyoruz, kendimize de. Bir an önce tüketelim mi yani? Bu acele, bu koşturma niye? Daha kaliteli işler çıkartabilecekken, bu koşturma içinde kalite de düşecek haliyle. Kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz. Sanki önümüzde beş yıl var ve bu beş yıl içinde ne yaparsak kârdır mantığı içinde çalışılıyor. Bir an önce kanun yoluyla bir şeylerin oturtulması lazım.

Dizi bölümlerinin 45 dakikaya düşmesi, seyirci açısından dezavantaj olabilir mi?
Sanmıyorum. Oyuncular kadar seyirci de bundan keyif alacaktır. Hollywood’daki bir oyuncunun bu setlerde çalışabiliceğine inanmıyorum. Performans gösteremezler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: